
Obezite cerrahisi amacıyla başvurmuş kişilerde ilk görüşme sırasında ayrıntılı bir değerlendirme yapmak gerekir.
Bursa Bariatrik Cerrahisi
0 (224) 970 01 23
Email: info@bursabariatric.com
Bursa Bariatric
Odunluk Mahallesi, Liman Cd. No:4, 16110 Nilüfer/Bursa
Türkiye şu anda Avrupa’da en fazla obezite seviyesine sahip ülke olarak yer almakta olup, 4’ü (% 28.1) yetişkin nüfusunun üçte biri obez ve üçte biri (% 63.4) fazla kiloludur.
Önümüzdeki 20 yıl boyunca, ülkedeki obez yetişkin sayısının çok daha fazla kişiye çıkacağı tahmin ediliyor. (daha&helliip;)
Obezite cerrahisi amacıyla başvurmuş kişilerde ilk görüşme sırasında ayrıntılı bir değerlendirme yapmak gerekir.
Standart bir hasta değerlendirmesi 20 dk sürebilecekken bu hastalar ile görüşme yaklaşık 45 dk olmaktadır.
Obezite Cerrahisi hasta görüşme sırasında kişinin beslenme şekli, ek hastalıkları, kullandığı ilaçlar, daha önce diyet yapıp yapmadığı, obeziteye neden olabilecek hastalıklar, alkol, sigara, egzersiz durumu, mesleği, evde kaç kişi yaşadığı, bir gününün nasıl geçtiği, tatlı düşkünlüğü, gece horlamaları, ekonomik durum (ameliyat sonrasında vitamin ve protein takviyelerini alabilmesi açısından) değerlendirilir.
Hastaya yöntemin detayları, ameliyat sonrası gelişebilecek komplikasyonlar, yaşamında oluşacak değişiklikler detaylı anlatılır. Bu görüşmeler mümkünse ailesi ile birlikte yapılmalıdır.
Görüşmeden sonra hastaya hemen karar vermemesi, düşünmesi için birkaç gün süre vermek gerekir. İsterse bu süre zarfında daha önce ameliyat olmuş kişilerle görüşmesi sağlanıp fikir alması, empati yapması sağlanabilir.
Tabi ki yukarıda sayılan kriterler uygulanırken hastanın obezite ameliyatı için uygun olup olmadığı da değerlendirilir.Bu bağlamda aşağıdaki kriterler göz önüne alınmalıdır.
Öncelikle kişinin obezite sorunu en az son 3 yıldır var olmalı.Ayrıca daha önce profesyonel yardımla (diyet,spor) kilo vermeye çalışmış ancak başaramamış olmalı.
Obezite ameliyatlarında yaş kriteri için ise 18-74 yaş arasında bu ameliyatların yapılabileceği söylenebilir. Ancak artık adolösan dönmede de 15-18 yaş arasında bu ameliyatlar yapılabiliyor. Bu kriterleri sağlayan kişilerde aşağıdaki kriterlere göre değerlendirme yapılır.
Bu noktada vücut kitle indeksi dediğimiz kavram ortaya çıkar. VKİ kişinin kilosu ile birlikte boyunu da dikkate alan bir hesap sonucudur. Kişinin boyunun metre olarak karesi alınır , çıkan sonuç kg cinsinden kilosuna bölünerek bulunur.
Örneğin bir kişinin boyu 1,60 , kilosu 140 olsun. İlk önce 1,6×1,6= 2,56 daha sonra 140/2,56=54,6. Kişinin VKİ=54,6.
Dünyada pek çok ülkede obezite cerrahisi derneklerinin önerisi doğrultusunda aşağıdaki kriterler uygulanır.
Ancak bazı durumlarda kişi bu kriterlere uysa bile ameliyat etmek doğru olmayacaktır.
VKİ olarak ameliyat kriterlerine uymayan veya ameliyat olmak istemeyen kişilere de ameliyatsız yöntemler olan mide balonu ve mide botoksu uygulanabilmektedir. Başarı şansı ameliyat kadar yüksek olmasa da hastaya kilo verme sürecinde önemli destek sağlayacak bu yöntemleri de uygun hastalarda önerebilmekteyiz.
Obezite Cerrahisinde önemli olan ameliyat veya ameliyatsız yöntemler için uygun hastayı seçip, uygun müdahaleyi yapabilmektir. Ancak o zaman mükemmel sonuçlar alınabilir.
Obezite Cerrahisi doğru hastaya, donanımı yeterli hastane ve deneyimli cerrahlar tarafından yapıldığında düşük riskli bir cerrahidir. Bursa Obezite Cerrahlarıyla bilgi paylaşımında bulunulmuş, canlı cerrahi uygulamasıyla ameliyat teknikleri Bursa Obezite Cerrahisi Uygulayan Doktorlar tarafından gösterilmiştir. (daha&helliip;)
Kilo vermek için yardımcı yollara başvurmak isteyenler için yeni bir yöntem daha geliştirildi. Mide Botoksu yöntemi olarak adlandırılan bu yöntem kilo vermek isteyenlerin sıklıkla başvurduğu yöntemlerden biri haline geldi. Ancak Mide Botoksu yöntemi bazı tartışmaları da beraberinde getirdi. Çıkan tartışmalar üzerine ise uzmanlar Mide Botoksu tekniğinin başarısız olmasının nedenleri üzerinde duruyor. Uzmanların Mide Botoksu başarısı konusunda altını çizdikleri nokta ise diyete sadık kalınması. (daha&helliip;)
Tüp mide ameliyatı, fazla kilolarından kurtulmak isteyen hastaların başvurdukları cerrahi bir yöntemdir. Obezite cerrahisi öncesi ve sonrası bir süreç olup, hastaların doktorlarının önerdikleri kuralları uygulamaları önemlidir. Mide küçültme ameliyatı sonrası kişinin verdiği kilolar ve kazandığı sağlığı gibi bir çok faydasını görecek ve hayatına yeni bir başlangıç yapmış olacaktır.
Tüp mide ameliyatları, obezite tedavisine için uygulanan cerrahi işlemdir. Ameliyat öncesi mide kapasitesi 1 – 1.5 litrelik bir hacme sahip iken aşağıdan dikey olarak yukarıya doğru kesip, midenin dışarıda alan büyük kısmı çıkarma işlemidir. Ameliyattan sonra mide dar, uzun tüpe benzer görünüme sahip olur. Tüp mide ameliyatından sonra midenin kapasitesi 100 – 150 mililitrelik bir hacme sahip olacaktır. Böylece ameliyat ile midenin %80 – % 85 bir kısmı alınarak işlev dışı bırakılır. Geri kalan mide küçük, dar ve uzun olacaktır. Bu küçülme ile kişilerin yeme – içme düzeninde azalma görülecektir. Çıkarılan mide kısmıyla beraber açlık hormonun daha az salgılanması sonucu açlık hissi de azalmış ve böylece kişinin kilo vermesi daha kolay olacaktır.
Tüp mide ameliyatı, hastaların fazla kilolarından kurtulması için cerrahi bir yöntemdir. Aşırı kilolu kişilerin ve obez hastalarının hayatlarında spor ya da diyet yapıp fayda görmedikleri tıbbi müdahale ile hayatlarına yeniden başlayabilir. Kendilerinde gerçekleşecek değişimlere sahip olabilirler. Tüp mide ameliyatı sonrası dikkat etmeleri gerekenler olacağı gibi, dikkat ettiklerinin sonuçlarını en iyi şekilde alacaklardır. Tüp mide ameliyatı faydaları hastanın hayatında büyük değişiklere neden olacaktır.
Laparoskopik yani kapalı olarak uygulanması mümkün olup, bu şekilde yapılması hastanın yara iyileşmesini hızlandırır ve hasta daha az ağrı çeker. Dolayısıyla hastanede daha az süre kalmış olur.
Mide kapasitesi bu ameliyatla küçültülür, birçok besinin daha az miktarda tüketilmesine sebep olur.
Midenin açlık hormonu (Ghrelin) üreten kısmı çıkarıldığı için, kişilerde iştah azalması ve hızlı kilo kaybı görülür.
Mide kapakçığı (pilor) korunduğu için, dumping sendromunun önüne geçilmiş olur. Alınan besinler mideyi geç terk etiği için midedeki tokluk hissi uzun sürer.
Ameliyat sırasında ülser oluşumu en az seviyeye indirilir.
Tüp mide ameliyatı ile yiyeceğiniz porsiyonunuz azacak hatta yemek yeme isteğiniz azalacaktır.
Bağırsak tıkanıklığı, anemi, osteoporoz( kemik erimesi), protein vitamin eksikliği, marjinal ülser yaşanma riski ortadan kalkar.
İki aşamalı ameliyatlarda, vücut kitle indeksi yüksek yani 55kg/m2 olan hastalar, birinci aşama ameliyatlarda çok etkili sonuçlar alır.
Bağırsak by-pass riski taşıyan, anemisi olan kişiler, crohn hastalığı (ağızdan makata kadar olan bir bölümde herhangi bir iltihabi hastalık) olan kişiler için iyi bir tercihtir.
Tüp mide operasyonu gerekli durumlarda Doudenal Switche ve Gastrik Bypassa ameliyatına çevrilmesi mümkündür.
Aşırı kilolu olan hastalarda kapalı ameliyat uygulandığından, operasyon sonrası daha az yara, daha az akciğer sorunu yaşanır ve daha hızlı iyileşme süreci geçirirler.
İstediğiniz gıdalardan yiyebilirsiniz böylece dengeli beslenmiş olursunuz.
Ameliyat sonrası mide daralır böylece az gıda yiyerek doyma hissine ulaşırsınız.
Mide bağırsak yani sindirim sistemindeki doğallık korunur.
İştahınız azalır çünkü iştah hissi veren hormon üretimi azalmaktadır.
Bir yıl içerisinde fazla kilolarınızı kaybetmiş, ideallerinize yaklaşmış olursunuz.
Obezite cerrahisi yöntemlerinde tüp mide ameliyatı başta olmak üzere daha bir çok ameliyat bulunmaktadır. Mide küçültme ameliyatlarının birden farklı yarar ya da zararları görülebilir.
Tüp mide ameliyatı gerekli durumlarda diğer obezite ameliyatlara çevrilebir.
Gastrik Band yani mide kelepçesi ameliyatında mideye kalıcı cisim yerleştirilirken, tüp mideye ameliyatında yerleştirilmez.
Mide katlama ameliyatına göre tüp mide ameliyatı daha çok rahat bir süreç izler.
Mide katlama ameliyatlarında geriye kalan mide hacmi değişiklik gösterebilirken, tüp mide ameliyatlarında bu standart bir hacime sahip olur.
Gastrik Bypass ameliyatlarına göre hastanede kalış süresi tüp mide ameliyatlarında daha kısadır.
Gastrik Bypass ameliyatına göre tüp mide ameliyatı daha kolay bir ameliyattır.
Gastrik Bypass ameliyatına göre tüp mide ameliyatı kısa süreli bir ameliyattır.
Gastrik Bypass ameliyatlarında bağırsak fonksiyonları devre dışı bırakılabilir ve bazı komplikasyonlar görülür ama tüp mide ameliyatlarında böyle bir durumla karşılaşılmaz.
Obezite cerrahisi olduysanız, geçirdiğiniz sorun ya da tecrübelerinizi, ameliyat sonrası fark ettiğiniz faydalarını bizlerle paylaşabilirsiniz. Mide küçültme ameliyatı olduğunuz için mutlu musunuz ya da keşke olmasaydım diyor musunuz? Eğer tüp mide ameliyatı olmak istiyor korkuyorsanız korkularınızı beraber yenebiliriz.
Hangi tip obezite ameliyatı uygulanılırsa uygulansın düşük oranlarda (%5-15) yetersiz kilo verimi veya tekrar kilo alma riski mevcuttur. Birinci obezite ameliyatı sonrası tekrar kilo alan grupta ikinci obezite ameliyatı uygulanabilir ve buna revizyon ameliyatları adı verilir.
Revizyon cerrahisi; herhangi bir ameliyatın, hastaya bağlı veya teknik problemden dolayı olması gerektiği gibi sonuç vermemesi durumunda yapılan ikinci ameliyata verilen isme revizyon cerrahisi denilmektedir. Günümüzde en çok revizyon cerrahisi; mide bandı olarak adlandırdığımız ‘ mide kelepçesi’ nin yetersiz kilo verimi ve oluşan komplikasyonlar nedeniyle çıkarılıp işlemin başka bir obezite cerrahisine çevrilmesidir.
Obezite ameliyatlarının tamamında düşük de olsa tekrar kilo alma ihtimali vardır. Bu hastalara ikinci bir cerrahi işlem uygulanarak tekrar aldılarsa aldıkları kiloyu vermeleri, kilo vermeleri durmuşsa tekrar kilo vermenin başlaması sağlanabilir.
Günümüzde obezite, morbid obezite, süper ve hiper obeziteyle savaşmanın en akılcı ve etkili yolu ‘ Bariatrik Cerrahi’dir. Kişinin yaşam tarzı, yeme alışkanlıkları ve yandaş hastalıklarına göre değişen cerrahi prosedürleri, hastanın kaliteli ve sağlıklı bir hayata adım atmasındaki en güvenilir yaklaşımdır.
Her zaman dediğimiz gibi amaç kişilere ameliyat sonrası ‘ yeni alışkanlıklar’ kazandırmaktır. Beslenme alışkanlıklarının kökten değiştirip, fiziksel aktiviteyi yaşamlarının bir parçası haline getirmeyi hedef olarak koymalıdırlar.
Kimi zaman işler pek umulduğu gibi gitmeyebiliyor.
İşte Bu noktada devreye ‘ Revizyon Cerrahisi’ giriyor.
18 ay boyunca kişi sağlıklı beslenme alışkanlıklarını oturtamayan, yeterli kilo verimini sağlayamayan veya kişide tekrar kilo alımları gözlemleniyorsa revizyon cerrahisine ihtiyaç duyulabilir. Teknik yetersizlikler sonucu (operasyonun optimal şekilde yapılmamış olması) , tecrübe edinmemiş cerrah veya yeterli kilo kaybı sağlanmadığında revizyon cerrahisi başvurulan bir yöntemdir.
Bilmeliyiz ki revizyon cerrahisi ilk yapılan ameliyata göre daha zor ve deneyim isteyen bir cerrahi müdahaledir. İlk olduğunuz ameliyat revizyon cerrahisiyle farklı birçok ameliyata dönüştürülebilir.
Mide küçültme ameliyat( Sleeve Gastrektomi); Re-Sleeve Gastrektomi yani daha küçük bir mide hacmine veya By-pass türü cerrahi prosedürlerine,
By-pass türü ameliyatlar; Roux-N Y Gastrik By-pass veya Duodenal Switch gibi bir çok ameliyat türüne revize edilebilirler
Eğer hekiminiz tecrübeli ve revizyon cerrahisi yapmış bir hekimse ikinci ameliyatınızı da aynı hekimde olmak fayda sağlayacaktır.
Revizyon Cerrahisi Ameliyatı
Revizyon Cerrahisi ameliyatı yetersiz teknik ile yapılmış ve yeteri kadar iştah azalması sağlanmamış olabilir. Diğer bir sebep, hasta aşırı şekerli ve yüksek kalorili gıdalarla besleniyor olabilir. Bazen özellikle tüp mide ameliyatından sonra midenin ortasında belli belirsiz bir darlık gelişir ve bu darlığın üst tarafındaki mide yıllar içinde yavaş yavaş büyüyerek hastanın daha çok yemek yemesine neden olabilir. Revizyon ameliyatına karar vermeden önce tekrar kilo almanın veya yetersiz kilo vermenin nedenleri ortaya konulmalı ve tedavi ona göre planlanmalıdır.
Revizyon cerrahisi ameliyatları oldukça özellikli olan ve ciddi tecrübe ve beceri gerektiren ameliyatlardır. İşlemi yapacak hekimin ve hastanenin mutlaka aşağıdaki özelliklerin tamamını taşıması gereklidir.
Cerrahın her türlü obezite cerrahisi ameliyatını yapabiliyor olması ve revizyon ameliyatları konusunda da tecrübesinin olması gerekir.
Cerrahın endoskopik müdahaleler konusunda tecrübe sahibi olması ve hastanenin tam donanımlı bir endoskopi ünitesinin olması gerekir.
Ameliyatın yapılacağı hastanenin ileri seviye yoğun bakıma sahip olması gerekir.
Ameliyatın yapılacağı hastanede kardioloji, endokrinoloji, göğüs hastalıkları, psikiatri ve yoğun bakım hekimlerinin olması yani tam teşekküllü olması gereklidir.
Aksine bunlar obezitenin neden olduğu hastalıklardır ve obeziteyi tedavi ettiğimizde büyük oranda iyileşecek hastalıklardır. Bu nedenle asıl bu hastalıkları olan hastaların ameliyat olması gereklidir.
Hayır revizyon ameliyatları da birinci obezite ameliyatları gibi kapalı (laparoskopik) yöntemle yapılabilir. Muhtemelen ilk ameliyatta kullanılan yerlerden tekrar giriş sağlanacaktır. Yani yeni bir iz oluşmayacaktır.
Revizyon cerrahisi sonrası normal hayata dönüş ilk ameliyatla çok benzerdir. Her şey yolunda giderse, hastanede 3-4 gün yattıktan sonra taburcu olunur ve 7-10 gün içinde normal hayata dönülür.
Tüp Mide Ameliyatı Sonrası genel olarak mide hacmi ufaltıldığından dolayı vücudumuza giren gıdaların azalması ile beraber almamız gereken vitamin oranı da azalmaktadır. Bunu kontrol altına almak için tüp mide ameliyatı obezite cerrahisi sonrasında doktorunuzun kontrolünde bazı vitaminleri ön görülen süre içinde alınması gerekmektedir. Vitamin almanın nedenleri arasında;
• Az gıda alınacağı için vücudumuzun ihtiyacı olan vitamin ve minerallerin vücudun belli bir seviyeye kadar alınmasını sağlamak
• Vitamin yetersizliğinden dolayı oluşacak hastalıklara karşı önlem almak
• Bazı vitaminlerin eksik alınması sonunda beslenme sisteminde de bozulmalar olmaktadır. Özellikle bu bozulmalar obezite ameliyatı sonrası ciddi önem taşımaktadır.
Bu sorunun cevabı hastanın vücut metabolizmasına göre doktorun belirlemesi gerekmektedir. Fakat en sık kullanılanlar arasında;
• B12 Vitamini
• Multi vitaminler
• Kalsiyum
• Demir
Her insanın sağlık durumunun, vücudun ihtiyacının farklı olması nedeniyle herkesin farklı bir vitamin eksikliği durumu söz konusu olabilir. Bunun mutlaka doktor tarafından belirlenmesi gerekir. Çünkü doktor hastanın yaşına, kilosuna, sağlık durumuna hâkim olacağından bazı tahliller sonucunda hastanın ihtiyaçlarını belirleyecektir. Bazen vitamin takviyesine ihtiyaç olmadığı durumlar da görülebilmektedir.
Hastalar ne kadar düzenli beslenme alışkanlığını elde etmiş olsalar bile mide hacmindeki küçülme nedeniyle bazı vitaminleri yeteri kadar elde edemiyor olabilir.
Daha önce çok hastada karşılaşılan vitamin eksiklikleri rahatsızlıklarının görülmesi tecrübesi ile hastaların bu rahatsızlık başlamadan öncesinde bu riski en aza indirecek önlemler alınması amacının olması.
Hala yeterli şekilde düzenli beslenme alışkanlığı elde
edemeyen hastaların bu yetersizliğini karşılamak isteği.
Tüp Mide Ameliyatı Operasyonundan sonra hastalarda en çok görünen vitamin ve mineral eksiklikleri; B1 ve B2 vitaminleri ve kalsiyum eksikliğidir.
Tüp Mide Ameliyatı geçirmiş hastalarda vitamin eksikliğine bağlı şikayetlere rastlanabilir. Fakat tecrübeli bir uzman hekim tarafından gerçekleştirilen ve yine tecrübeli diyetisyenler tarafından takibi yapılan operasyonların ardından, hastaların diyetlerine eklenen vitamin destekleriyle, bu risk ortadan kaldırılabilir.
Son zamanlarda obezite cerrahisi, hastalarda bazen beslenme bozukluklarının oluşmasına neden olduğu için gelişmiş ülkelerde pek kullanılan bir yöntem değildir. Mide hacminin tüp şeklinde küçültülmesi hastaların vücudun ihtiyacı olan vitamin ve minerali almasına engel olabilmektedir. Bu yüzden bazen haplar vasıtasıyla bazen de kas enjeksiyonu yoluyla hastaların bu yetersiz beslenmelerini karşılamak amacı ile takviye yapılabilmektedir. Bu takviyeler arasında B1 vitamini en önemli vitaminlerden biridir.
Tiamin olarak da bilinen B1 vitamini ince bağırsağın 2. kısmında emilir. B1 vitamininin bilinen en önemi özelliği lipid ve karbonhidratta koenzim olarak rol almasıdır. Gelişmiş ülkelerde çok fazla alkol tüketimi, karbonhidrat ve kalori değeri yüksek olan yiyecek ve içeceklerin tüketimi ve rafineli unlu gıdalar tüketimi çok fazla olduğu için B1 vitamini eksikliğine rastlanması ihtimali çok daha yüksek olacaktır.
Tüp Mide Ameliyatı hastayı fazla kilolarından bir anda kurtararak tüm sorunları çözen bir ameliyat değildir. Hastanın öncelikle bu sürecin nasıl işlediği konusunda bilgi sahibi olması gerekir. Hastanın yeterli bilinçte olmaması ameliyat sonrasında verilen kiloların yeniden alınmasına neden olabilmektedir.
Obezite cerrahisinin temel amacı hastanın mide hacmini tüp şeklinde küçülterek hastanın acıkma isteğini en aza indirmektir. Bu tedavi yöntemi ile hastalar çok az besinle beslenerek çok kolay bir şekilde doygunluk hissine kapılırlar.
Obezite cerrahisi tedavisinden yararlanan hastalar genellikle artık fazla kilolarından kurtulduğunu ve bundan sonraki süreçte dilediği her besini yiyebileceğini zanneder. Oysaki asıl yenilen besinlerin kalori miktarlarına dikkat edilmesi gereken zaman cerrahi müdahalenin olmasından hemen sonrasında başlayan zamandır. Hasta bu süreçte yediği besinlerin hepsinin tek tek listesini çıkarmalı ve düzenli bir beslenme alışkanlığı edinmelidir. Aksi takdirde yapılan operasyonun hiçbir anlamı kalmaz ve hasta eski kilosuna yeniden döner.
Hastaların düzenli bir şekilde beslenmeye dikkat etmesine ve hastaların vücudundaki emilim miktarında bir değişiklik olmamasına rağmen hastalarda mide hacminin küçülmesine bağlı olarak bazı vitaminlerin yeterli düzeyde olmaması gibi bir durum söz konusu olabilir. Bu tür durumlarda vitamin takviyesini mutlaka yapılması gerekir. Ancak hangi vitamine ne denli ihtiyaç olduğu doktorlar tarafından tayin edilmelidir. Hasta kendi düşüncesinden hareketle vitamin hapları vs. asla almamalıdır!
Kalsiyumun güçlü kemiklerin oluşması için çok etkili bir mineral olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Kalsiyum eksikliği ise kemiklerin zayıflamasına neden olur. Tüp Mide Ameliyatı olduktan sonrasında ciddi oranda kalsiyum eksikliği olan hastaların çoğunluğunda el ve ayak kemikleri başta olmak üzere farklı kemiklerde kırılma sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. O yüzden Tüp Mide Ameliyatı geçirmiş olan hastalardaki kalsiyum oranının takip edilmesi son derece önemlidir.
B12 vitamininin fonksiyonları genellikle mide ile alakalıdır. Mide asidi vücuttaki kan vasıtası ile B12 vitaminlerini alır. Ancak obezite cerrahisinde kullanılan tüp ya da başka etkiler nedeniyle vücuda yeterli düzeyde B12 vitamininin alınmaması, metabolizmanın işleyişini olumsuz şekilde etkiler. O yüzden B12 vitamini takviyesinin mutlaka her gün alınması gerekir. B12 vitamini 3 şekilde vücuda verilmektedir. Birincisi kan içi enjeksiyon yöntemi, ikincisi halk arasında da bilinen dil altı tablet yöntemi ve üçüncüsü ise burun spreyi yöntemi iledir.
Hastaların ameliyat öncesinde ve ameliyat sonrasındaki kan değerlerine ve tahlillerine bakılır. Bu değerlere göre hastanın neye ihtiyacı olup olmadığı doktor tarafından belirlenir ve buna göre de hastalara düzenli bir şekilde vücudun ihtiyacını karşılayacak besinler ve ilaçlar uygulanır. Bazen başka vitamin eksiklikleri ya da protein eksiklikleri de görülebilmektedir. D vitamini eksikliği de çok sık olmamakla birlikte karşılaşılan problemler arasında yer almaktadır.
Kısacası obezite cerrahisi olarak söylenen yöntem sadece hastanın ameliyat masasına yatarak fazla kilolarından kurtulması ve hemen sonrasında normal hayatına geri dönmesinden ibaret bir yöntem değildir. Bunun aksine hasta o ameliyat masasına yattığı andan itibaren bundan sonraki kalan hayatında yediği her besinin miktarına özen göstermesi gerektiğini aklından çıkarmamalıdır.
Hastaların vitamin eksiklikleri ile karşılaşılmaması adına vitamin takviyeleri tüm ömrü boyunca devam edebilir. Genellikle hastalar cerrahi müdahaleden 2-3 sene sonrasında tüm eski alışkanlıklarına devam ederek yeniden aynı sorunlar ile karşılaşabilmektedir. Bu durumun yeniden oluşmaması için gerekirse psikolojik tedavi almaktan da geri durmamak gerekir.
Ameliyat olduktan sonrasında artık hastanın tüm hayatı boyunca çok düzenli beslenmesi gerekir. Alınan tüm vitaminlerin miktarı, yenilen her besinin kalori değerleri hayat boyunca titiz bir şekilde hesaplanmalı ve ona göre hareket edilmelidir.
En az 1 yıllık süreçte kontrollerinizin dahilinde laboratuvar sonuçlarınıza bakılarak doktorunuzun önereceği demir, kalsiyum, multivitamin dönemsel olarak kullanım gerektirebilir.
Mide küçültme ameliyatı sonrası spor yapılmaktadır. Fakat ilk önce doktorun yönlendirilmesi dikkate alınmalıdır. İlk bir ay zaten doktor yenmesi gereken yiyecekler hakkında hastayı bilgilendirmektedir. Bu kurallara uyulma zorundadır. Daha sonra ameliyat sonrası doktorlar küçük yürüyüşler ile hastayı motive etmektedir. Hasta eve geçtiği zaman yürümeye devam etmelidir. Tabi ki de fazla zorlamadan yürüyüşe izin verilmektedir. Hemen ameliyat sonrası ağır egzersizler yapılmamaktadır. Bu zaman 1 ay ya da 2 ay olabilir. Doktorunuzun dediğine bağlıdır. Bu süreç sonrası istediğiniz sporları yapmanız mümkün olmaktadır.
İnsanları kilo psikolojik olarak çok yıpratır. Mide artık daha fazla yemek ile doymaya başlamaktadır. Çünkü midenin bir sınırı yoktur. İnsanlar ne kadar çok yerse mide o kadar çok genişleme göstermektedir. Burada en önemli kısım az yemek ve spor yapmaktır. Düzensiz bir şekilde spor yapılmamalıdır. Her gün belli saatlerde spor yapılmalıdır.
Uzman obezite cerrahisi başarısı için en önemli etken; kişilerin uzman gözetimi altında önerilen diyet ve egzersizleri benimseyerek, eksiksiz uygulamasıdır. Bu durumun kişinin iyileşme süresini hızlandırdığı araştırmalar sonucu kanıtlanmış bir durumdur. Daha önceden hiç egzersiz ve diyet yapmayan bir kimsenin böyle bir durumu benimseyip, kabullenmesi zor bir durum olabilir. Ancak bu programlar uygulandıkça verilen kilolar ve zaman içinde sevdiği egzersizleri yapması kişinin motivasyonunu artıracaktır.
Her hasta için özel diyet ve egzersiz programları oluşturuluyor olsa da obezite cerrahisi sonrasında bazı temel prensiplere uymak gerekir.
Yapmayı planladığınız bütün egzersizleri doktorunuza anlatarak onun onayını almalısınız. Kendi başınıza bir program uygulamamalısınız.
Doktorunuz sizin kişisel faktörlerinize göre gereken diyet ve egzersiz programları önerecektir. Kesinlikle önerilenin dışına çıkıp, hızlı kilo vereceğim diye uzun süreli spor ve egzersiz yapmayın.
İlk başta uzman doktorunuzun sizin için önerdiği süre ve tempoda yürüyüşler yapmaya ve bunları aksatmamaya hassasiyet gösterin.
Operasyondan sonra doktorunuz onay verene kadar ağırlık ve karın hareketleri çalışmayın.
Hem kas hem de kemik yapınızı geliştirecek, sevebileceğiniz egzersizleri yapmanız daha uzun vadede size fayda sağlar.
Eğer imkanınız varsa önce hekiminize danışarak yüzme ve su jimnastiği gibi ideal egzersizlere yönelin. Doktorunuz bunlardan bahsettiğinizde sizin için ideal bir program düzenleyebilir.
Egzersiz ve spor yapmak obezite hastalığı olan veya olmayan herkes için son derece olumlu etkilere sahiptir. Obezite tedavisinde egzersiz programları, kilo kaybı sürecini hızlandırmak ve yaşanan kilo kaybının daha uzun süre korunmasına yardımcı olmak adına son derce önemli bir rol almaktadır.
Egzersizin Diğer Olumlu Etkileri;
Stres oranını aşağı çekerek, kaliteli bir yaşam sunar.
Kalp ve damar rahatsızlıklarının azalmasına yol açar.
Uyku kalitesini artırır.
Kalp ve akciğerlerin güçlenmesine sebep olur.
Kemik erimesini azalmasında etkilidir.
Kas ve eklem bağlarının güçlenmesini sağlar.
Obezite Cerrahisi Sonrası Egzersiz Türleri
Egzersizlerin çeşitlerini; aerobik, kas güçlendirici, kemik güçlendirici, gerdirme olarak dört bölüme ayırabiliriz.
Obezite tedavisinde egzersiz tercihinde yalnızca vücut kitle indeksi ele alınmaz. Bu tercihte her hasta kendi fiziksel durumlarına göre değerlendirilerek, ihtiyacına göre hangi egzersiz programı kullanılacağı belirlenir. Morbid obezite hastalarına genellikle orta-ağır egzersiz programı kullanılır. Kişiler egzersiz programına alınmadan önce kalp ve damar rahatsızlıkları ve kalp kapasitesi bakımından değerlendirmeye alınmalıdır. Solunum testleri de dikkate alınmalıdır. Herhangi bir sorun görüldüğünde öncelikle bu sorunun tedavisi yapılmalıdır. Hangi egzersiz programı uygulanacağına ise bu tedavinin bitiminde karar verilmelidir.
Devamlı olarak yapılan egzersizler programlarında kişi kendini fazla yormadan süreleri de uzun tutmadan ilerlemelidir. İlk başta onar dakika olarak başlayabilir. Bütün egzersizlerin ağırlığı, temposu yavaş yavaş artırılmalıdır. Ciddi sağlık problemleri olan kişilere ağır egzersiz programları tavsiye edilmez.
En çok tavsiye edilen egzersizler yürüyüş, yüzme ve merdiven çıkmaktır. Bütün egzersiz ve sporlar ısınma sağlanmadan uygulanmamalıdır. On dakikalık hafif yürüyüş ısınma için yeterli olacaktır. Daha sonra yavaş yavaş tempo yükseltilebilir.
Yaklaşık olarak 30 dakikalık bir egzersizden sonra hemen durulmamalı 5-10 dakika hafif hareketlerle yavaşlama sağlanmalıdır. Bu kasların dinlenmesine ve vücudun enerji harcamasından dinlenme pozisyonuna geçişini sağlar. Bu işleme soğutma denir. Soğutma yapılmadan aniden bitirilen hareketler sonucunda kaslarda yaralanmalar ve kramplar meydana gelebilir.
Aerobik egzersizleri kilo verdikçe oluşabilecek deri sarkmalarını önleyici ve sıkılaşmanıza yardımcı olacaktır.
Gideceğiniz yere varmadan bir durak önce inip yürümeniz basit olsa da etkili bir yürüyüş olacaktır.
Eğer eviniz için asansör var ise asansöre binmek yerine merdivenleri kullanarak çıkmanız yaralı olacaktır.
Eve sipariş vermek yerine, dışarıya çıkıp yürüyerek markete gidip ihtiyaçlarınızı almanız daha iyi olacaktır.
Ev içerisinde eskileri göz önüne getirerek kumanda kullanmaktan kaçının, ya da kumandayı uzan yere bırakarak otur kalk hareketleri yapılabilir.
Gideceğiniz yerlere araba ya da bisiklet gibi araçlar kullanmak yerine yürümeyi tercih edin.
Pilates topunuz olsun, üzerine oturup dengede kalmaya çalışmaya çalışın böylece kalça ve göbek sorunlarınıza iyi gelecektir.
Morbit obezite rahatsızlığı insanlar hayatını zorlaştırarak strese girmelerine sebep olur. Egzersiz ve spor programları uygulamak sağlıklı bir şekilde kilo verilmesine sebep olur. Fakat morbit obezite hastalığına sahip kişiler spor salonlarına gitmeye çekinebilirler. Bu durum anormal olmayıp gayet normal bir histir. Spor salonlarındaki aletlerin çoğu da bu hastalara uygun olmayabilir. Bu durum morbid obezite hastalarını daha çok strese sokabilir. Böyle bir durumda yüzmek veya merdiven çıkmak gibi tek başına uygulanabilen sporlara yönelme olabilir. Kişi fazla yorulmadan kalori yakımını bu sporlarla sağlayabilir.
Spora her insan yaşamında yer vermesi gerekmektedir. Yenilen her şey kontrollü olmalıdır. Ameliyat olmak zorunda olan kişiler devlet hastanelerinde ücretsiz hizmetten faydalanmaktadır. Fakat birçok insan da mide küçültme ameliyatları için özel hastaneleri tercih etmektedir. Obezite cerrahi ücretleri için 6 bin ya da 30 bin TL’yi gözden çıkarmalısınız. Çünkü doktorların uzmanlığına ve ününe göre fiyatlarda değişiklik olması çok normal bir durumdur. Hiç kimse sporsuz bir sağlıklı yaşam düşünmemelidir.
Obezite cerrahileri sonrasında oluşabilecek sarkmalar oluştu mu? Tüp mide ameliyatları sonrasında nasıl bir spor programınız var mı? Ya da spor yaptınız mı? Ne zaman spor yapmaya başladınız? Bizlerle paylaşabilirsiniz.
Tüp mide ameliyatı (mide küçültme ameliyatı) Avantajları ve Ayrıntıları; Tüm mide ameliyatının avantajları dikkati çeker. Tüp mide ameliyatlarının en büyük avantajı komplikasyon riski düşüktür.
Aşırı kilolu bireylerin son 10 yılda tercih ettiği tüp mide ameliyatı, mide küçültme operasyonu olarak da biliniyor.
Tüp mide ameliyatları, başta ABD olmak üzere tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en sık uygulanan şişmanlıkla mücadele yollarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Aşırı kilolu bireyler, şişmanlıktan şikayet edenler ya da görüntüsünden memnun olmayanların başvurduğu tüp mide ameliyatları, uzmanlarca belirli ölçümler yapıldıktan sonra tercih edilen bir yöntemdir.
Kolay ve hızlı yoldan zayıflama yöntemi olarak bilinen Tüp Mide Ameliyatı, aşırı kilo problemi yaşayan kişilerin başvurduğu alternatif bir yöntemdir. Kilo vermek isteyen obezite hastalarına kalıcı tedavi yöntemi sunan Tüp Mide Ameliyatı nedir, nasıl yapılır? Mide Küçültme ameliyatı için kaç kilo almak gerekir?
Tüp mide ameliyatı, karın ön duvarında milimetrik deliklerden “laparoskopik”, yani “kapalı” olarak midenin yaklaşık yüzde 80’lik bölümünün alımıdır.
Tüm mide ameliyatı sırasında bir kesi yapılmadığı için karında bir kesik izi oluşmaz. Tüm mide ameliyatı’nda özel ve tek kullanımlık “stapler” adlı el aletlerinin yardımı ile midenin yüzde 80’lik bölümünü kesip çıkartmaya dayalı “restriktif” , yani gıda alınımını “kısıtlayıcı” bir girişim söz konusudur.
Vücut kitle indeksinin (vücut kütlesinin, uzunluğunun metre cinsinden karesine bölünmesiyle hesaplanır) 40’ın üstünde olması, günümüzde en sık rastlanan ve ölümcül hastalıkların kapısını aralayan bir sağlık sorunudur.
Obezite cerrahisi dediğimiz şişmanlık giderici “kapalı” ameliyatlar sayesinde, şişman bireylerin yeniden sağlıklarına kavuşması mümkün olabilmektedir.
Tüp mide ameliyatı tam bu noktada bazı avantajlar sunmaktadır.
Tüp Mide Ameliyatının Avantajlarından bazıları şöyle sıralanabilir:
Mide geçiş yolu daraldığı için az miktarda gıdayla doyma hissi yakalanır.
İştah hissi veren hormon üretimi düşer. Bu da iştah azaltıcı etki gösterir.
Dengeli beslenmek artık daha mümkündür. Her şeyden az az yenebilinir.
Besinlerin mide ve bağırsak sistemindeki doğal akış yolu korunur.
Tüp mide ameliyatlarında komplikasyon ve yan etki oranı oldukça düşüktür.
Tüp mide ameliyatından sonraki bir yıl içinde fazla kiloların büyük bir bölümü kaybedilir.
Tüp mide ameliyatı, her ne kadar mideyi küçülterek kilo verilmesini hedefleyen bir ameliyat olsa da uzun yıllara yayılan sonuçları beraberinde getirir.
Tüp mide ameliyatı sonrasında hastalarda B vitamini, demir, folik asit, ve D vitamini eksikliği gelişebilmektedir. Bu nedenle, düzenli aralıklarla bazı vitamin ve elementler için kan tahlilleri yapılmalı ve bir beslenme uzmanından destek alınmalıdır.
B vitamini eksikliği, fark edilmediği takdirde beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. B1 vitamini ve B12 vitamini, beyin fonksiyonları için olmazsa olmaz vitaminlerdir. Tüp mide ameliyatı sonrası en sık eksikliği tespit edilen bu vitaminleri uzman kontrolünde almakta yarar vardır.
B12 vitamininin eksikliği depresyon ile kendini gösterebilir ve Alzheimer hastalığına benzer bir tabloya yol açabilir. Demir eksikliğiyse kansızlık ile kendini gösterir ve soluk görünümün dışında, çabuk yorulma ve hızlı kalp atımı en sık karşılaşılan belirtileridir.
Bunların yanı sıra, tüp mide ameliyatından sonra hastalar ilk gün biraz ağrısı yaşamaktadır. Bu nedenle ilk günü rahat geçirebilmeleri için ağrı kesici uygulanmaktadır.
İkinci gün itibariyle hasta, ağrı hissetmemeye başlar. Bu ağrının ikinci gün yaşanmaması, tüm mide operasyonunun ve mide organının özelliği ile ilgilidir. Sonuç itibariyle, tüp mide ameliyatından sonra hasta kısa sürede kendini toparlayıp ayağa kalkarak uzmanlar eşliğinde günlük yaşamına devam edebilmektedir.
Günümüzde; genetiksel yapı, yanlış ve zararlı beslenme, hareketsizlik, iş ve sosyal yaşam koşulları sosyo-kültürel faktörler, psikolojik ve ekonomik sorunlar nedeniyle aşırı kilo almak, eğer önüne geçilmezse, kaçınılmaz bir hal almıştır.
Bugün, Türkiye’de birçok kişi şişmanlıkla mücadele etmektedir. Tüm mide ameliyatı, obezite cerrahisinde ne sık tercih edilen yöntem olarak son yıllarda yükselişe geçen bir mücadele yoludur.
Tüp mide ameliyatı geçiren hastalar, ameliyat öncesi doğru tetkikler, uzman ellerden geçirilen operasyon ve ameliyat sonrası destekle günlük yaşamlarına daha sağlıklı ve yenilenmiş olarak devam etmektedir. Aşırı kiloları nedeniyle sağlık sorunları yaşayan hastaların tüp mide ameliyatını tercih etmelerinin nedeni de başarılı sonuçlara dayanan örneklerin çok sayıda olmasıdır.
Tüp mide ameliyatı geçiren hastalar, yaşamlarında yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, saha sağlıklı ve mutlu bir hayat sürmenin keyfini çıkardıklarını söylüyorlar.
AÇIKLAMA: Tüp mide ameliyatı nedir, kimlere yapılır? Tüm mide ameliyatı Türkiye’de sıklıkla tercih edilen bir yöntemdir. Tüm mide ameliyatının avantajları dikkati çeker. Tüp mide ameliyatlarında komplikasyon riski düşüktür. Tüp mide ameliyatından hemen sonra kilo verilir. Tüp mide ameliyatından sonra bir yıl içinde hedeflenen kiloya ulaşılır. Şişman insanlar tüp mide ameliyatını bu nedenle tercih eder. Tüp mide ameliyatında karında iz kalmaz. Tüp mide ameliyatında ilk gün ağrı olabilir. Tüp mide ameliyatında ikinci gün ağrı yoktur. Tüp mide ameliyatında midenin yaklaşık yüzde 80’lik bölümü alınır. Tüp mide ameliyatı vücut kitle indeksi 40’ın üstünde olanlara yapılır. Tüp mide ameliyatından sonra yeme alışkanlıkları ve egzersiz gibi çeşitli yaşam tarzı değişikliğine gidilir. Tüp mide ameliyatı sonrasında B1, B12 ve demir gibi vitamin ve minerallere ihtiyaç vardır. Tüp mide ameliyatından sonra uzman diyetisyen eşliğinde bu vitaminler alınmalıdır.
Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de fazla kilo ve obezite oranları salgın düzeyinde artış göstermektedir. Ekim 2015’de yayınlanan TUIK raporuna göre, ülkemizde kadınların üçte biri, erkeklerin ise beşte biri obez hale gelmiştir. Yani neredeyse 10 kişiden 3’ü obeziteden muzdariptir.
Obezite, sağlık üzerindeki birçok zararlı etkisi gibi, üreme sağlığı üzerinde de ciddi kötü etkilere sahiptir. Bu etkinin en önemli nedenleri, yumurtalıklar etrafında yağ birikiminin ovulasyon dengesini bozması, polikistik over sendromuna bağlı yumurtlama ve adet düzensizlikleri, biriken fazla yağ dokusunun tetiklediği hormonal dengesizlikler ve elbette obeziteye bağlı özbenlik algısı ve seksüel istekte azalmadır.
Obezite cerrahisi uygulanma oranlarını artmasıyla her geçen gün daha çok sayıda genç kadın da obeziteden kurtulmakta ve doğurganlık çağındaki bu kadınların hamileliği de ayrı bir inceleme konusu olmaktadır. Bu konuda en çok merak edilenler ise tüp mide ameliyatından sonra gebe kalmanın güvenli olup olmadığı, obezite ameliyatından sonra hamilelik için ne kadar beklenilmesi gerektiği, gebelik ve doğumun sağlıklı bir şekilde gerçekleşip gerçekleşemeyeceğidir.
Şimdiye kadar yapılan çalışmalar obezite cerrahisi geçirmenin sağlıklı bir gebeliğe engel olmadığı gibi, bir çok açıdan riskleri azalttığını göstermektedir. Morbid obez kadınların çoğunda sterilite (kısırlık) problemi görüldüğü gibi, gebe kalırlarsa bu gebelikler gebelik diyabeti, preeklampsi ve fetal distress gibi nedenlerle yüksek riskli gebelikler olacaktır. Oysa bilinmektedir ki, gerçekleşen gebeliklerin neredeyse yarısı istemsiz gebeliklerdir. Bu da, obez kadınlardaki gebeliklerin ne kadar büyük bir risk yarattığını göstermektedir.
Sadece ABD’de 1998-2005 yılları arasında % 83’ü doğurganlık çağındaki kadınlar olmak üzere, obezite ameliyatlarının oranı % 800 düzeyinde artmıştır. Obezite cerrahisi kısırlığın en önemli nedeni olan obeziteyi ortadan kaldıracağından, bu kadınların çoğunun hamile kalacağı önceden tahminlenebilir.
Bir çok obez anne adayı, obezite cerrahisinden sonra gebelik ve doğumun riskli olacağı, kansızlık, beslenme sorunları ve bebekte gelişme geriliği yaratacağı gibi nedenlerle endişelidir. Oysa çalışmalar göstermiştir ki, obezite cerrahisi başta gebelik diyabeti, yüksek tansiyon gibi gebeliği riske atabilecek problemleri yarıya yakın oranda azaltmaktadır. Makrosomi, yani aşırı kilolu bebek riski azalacağından sezaryen oranları da düşmektedir. 2008’de, o zamana kadarki 75 çalışmayı birleştiren bir incelemeye göre, obezite cerrahisinden sonra gebelik ve doğum, obezken olandan kesinlikle daha az risklidir. Üstelik obezite cerrahisi olan gebelerde gebelik sırasında kilo alımı da, geçirmeyenlerden çok daha az olmaktadır.
Yapılan birçok çalışmanın sonucuna göre, gebe kalmak için idealde 18-24 ay beklenmesi gerektiği, minimum bekleme süresinin ise 12 ay olması gerektiği bildirilmiştir. Bu bekleme süresi anne adayının yeni beslenme düzenine alışıp gerekli besin alımını düzene sokabilmesi, bu dönemde gelişebilecek komplikasyonların gebelikle etkileşiminin önlenmesi ve iyileşme sürecinin ideal şekilde tamamlanabilmesi için gereklidir. Çünkü gebelik başlı başına tüm metabolizmayı etkileyen bir olaydır. Bu dönemde besin maddelerinin, vitamin ve minerallerin çoğunluğu bebeğe yönlendirilecektir. Yine enerji ve vitamin ihtiyacının arttığı bir dönemdir. Gebelik nedeniyle yaşanabilecek sindirim problemleri, mide bulantısı ve kusma gibi yan etkilerin obezite cerrahisiyle etkileşmesi durumu karmaşıklaştıracaktır.
Obezite cerrahisinden sonra doğumda sezaryenin gerekli olduğuna yönelik hiçbir zorunluluk yoktur. Hatta sezaryene neden olan iri bebek gibi problemler obezite cerrahisinden sonra azalmaktadır. Ancak bu gebelikler kıymetli ve riskli gebelik kapsamında olduğundan sezaryenin daha fazla tercih edildiği de bir gerçektir.
Obezite ameliyatı sonrası sağlıklı bir gebelik ve doğum için en önemli konu beslenmedir. Beslenme programı geçirdiğiniz ameliyat türüne göre ve sizin bireysel ihtiyaçlarınıza göre değişebilir. Tüp mide ameliyatlarından sonra ağız yolundan alınan destek vitaminler yeterli olurken, bypass ve emilimi kısıtlayan ameliyatlarda bazen damar yolundan takviye gerekebilir. Gebelik süresinde özel takip gerektiren ve desteklenmesi gereken en önemli vitaminler folat, B12, demir, kalsiyum ve D vitaminidir.
Özel beslenme danışmanlığı obezite ameliyatından sonra çok önemlidir ve gebelik süresince de yakınen sürdürülmelidir. Normalde geçerli olan günde 60 gram protein gibi temel kurallar gebelikte de biraz daha arttırılarak geçerlidir. Bunun yanısıra ilgili uzmanlarca ultrason ve kan tahlilleriyle takiplerin düzenli olarak sürdürülmesi ve gerekli vitamin takviyelerinin eklenmesi sorunsuz bir gebelik süreci sağlayacaktır.
Gebelik yüzünden ameliyatla verilen kiloların alınması söz konusu değildir. Hatta, obezite cerrahisi geçiren hastalar, geçirmeyen gebelere göre daha az kilo alırlar. Aslında temel olan gebelik sırasında hiçbir şekilde sağlıklı beslenme düzeninden sapmamak ve asla gereksiz kalori almamaktır. 2008’de yapılan bir araştırma, gebelik sırasında normalin üstünde kilo alımının anne ve bebeğin sağlık risklerini iki kat arttırdığını göstermiştir. İdeal olan gebelik süresince bariatrik diyetisyenle birlikte sağlıklı beslenme planına devam etmektir.
Özetleyecek olursak, obezite cerrahisinden sonra gebe kalmayla ilgili bir çok sorun düzeleceğinden korunma ihmal edilmemelidir, ideal süre olan 18 ay veya en az 12 ay beklenmelidir, beslenme ve vitamin düzeyi takibi ihmal edilmemelidir. Kadın doğum uzmanı geçirilen ameliyat hakkında mutlaka bilgilendirilmelidir.
Gastrik bypass ameliyatlarının alternatifi olarak, MİNİ GASTRİK BYPASS ameliyatları geliştirilmiştir ve hastalar tarafından sıkça tercih edilir hale gelmiştir. Operasyon süresi kısa olan ve teknikleri açısından ‘gastrik bypass’a göre daha kolay olan Mini Gastrik Bypass’ta komplikasyonlar daha az gözlemlenmektedir. Bu ameliyat hem bağırsak emilimini bozan hem de besin tüketimini kısıtlayan bir ameliyattır.
Teknikleri: Kapalı olarak yapılan bu ameliyatta genel anestesi kullanılır. Önce trokar yerleştirmesi ardından karbondioksit insuflasyonu yapılır. Bu işlemden sonra da mide içine orogastrik tüp koyulur. Pilordan 3-4 cm proksimalden başlanıp ince ve uzun bir mide hazırlanır. Treitzdan itibaren 200 cm ince bağırsak ölçümüyle oluşturulan mideye anastomoz işlemi gerçekleştirilir.
* Fazla kilolardan kurtulmak amacıyla diğer tedavileri denedikten sonra başarısız olan hasta,
* Vücüt Kitle Endeksi (VİK) 35 üzeri olan hasta,
* Anestezi ve ameliyat işlemlerini kaldırabilecek hasta,
* 18 ile 65 yaşları arasında olan hastalar. Kurul kararlarıya da özel durumlarda 18 altı ve 65 üstü hastalar,
* VİK 35 üzeri olup, fazla kiloya bağlı kolesterol, şeker hastalığı, uyku apnesi, kalp yetmezliği, metabolik sendrom ve hipertansiyonlu hastalar Mini Gastrik Bypass ameliyatı olabilir.
* Kanser hastaları,
* Uyuşturucu ve alkol bağımlıları,
* Önemli hormon hastalıkları olanlar,
* Ağır psikiyatrik rahatsızlıklar yaşayanlar,
* Beslenme programı ve sportif programlara uyum sağlayamayacak hastalar,
* Bir sene içinde çocuk doğurma planı olan hastalar ve yaşam biçimini değiştiremeyecfek olan hastalar “mini gastrik bypass” ameliyatı olamazlar.
Metabolik cerrahi ve obezite operasyonlarının ücretlerini belirleyen kriterlerin başında hastane gelir. Hastanelerin hangi segmentte olduğuna göre değişen tarifeler farklılık göstermektedir. Otellerde olduğu gibi A+, A, B, C olarak belirlenen hastane segmentlerini belirleyen bazı faktörler bulunur. Bu faktörleri; klinikler, sınıf, donanım, teknolojik ekipman, malzeme kalitesi, laboratuvar, görüntüleme hizmetleri olarak sıralamak mümkündür.
A+ segmentindeki hastanelerin sayısı oldukça azdır ve bu segmentteki tesislerde yüksek seviyeli imkanlar bulunur. Ani durumda anjiyo işlemi dahil olmak üzere birçok farklı hizmete sunabilirler. Bursa’daki Özel Medicana Bursa Hastanesi, A+ segmenttedir ve BURSA BARİATRİC ekibimiz operasyonlar için bu hastaneyi tercih etmektedir.
Obezite ve Metabolik Cerrahi ameliyat fiyatlarının belirlenmesindeki ikincil önemli etmen hastanedeki yatış süreleridir. Segmentlerin farklılaşmasıyla birlikte yatış süreleri ücret tarifeleri de farklılaşır. Hastanın yoğun bakım izleme süreçleri ise maliyetleri artıran bir başka etmendir. Hastalar ve hasta yakınları bu ameliyatlardan önce kendilerine bildirilen pakette neler olduğunu ayrıntılı biçimde öğrenmelidir.
Vakanın seyrine göre beslenme programı ve diyet uzmanı fiyatları ya da ameliyat sonrası kontrol için hekim muayene ücreti değişiklik gösterebilir. Hastaya önerilen tarifeye bu hizmetlerin dahil olup olmadığı mutlaka önceden öğrenilmelidir. Uygun ameliyat tarifelerinin, sonradan ekleme ücretler yüzünden artış göstermesi bütçeleri zorlayabilir.
* Op. Dr. Ersoy Taşpınar ile Bursa Bariatric’te ücretsiz ön görüşme,
* Ameliyat öncesinde, alanında uzman Medicana Bursa Hastanesi hekimlerinden oluşan kardiyoloji, uzman psikolog, endokrin, uzman diyet ekibi ile rutin hazırlık muayenesi. Tahliller, ameliyattan sonra takibi ve Özel oda ile refakatçi birlikte konaklama hizmetleri sunulmaktadır.
* Uzman diyetisyen takibi ve yıllık doktor kontrolü için Bursa Bariatric’ (Kontrollerde istenecek tahlil ve tetkikler ücrete tabi olacaktır).ekibinden bilgi alınız.
* Fazla kilolardan kurtulma oranı TÜP MİDE işlemine göre daha yüksektir.
* Kilo yüzünden ortaya çıkan hastalıklardan kurtulma oranı’tüp mide’ye göre fazladır.
* Risklere ve zorluklara rağmen kısmen geriye dönüşüm olasılığı vardır.
* Emilim bozukluğu ile yemek kısıtlaması özelliğine sahiptir
* Mini Gastrik Bypass yöntemi, mide bypass yöntemine göre daha kolaydır.
* Metabolik cerrahi ve obezite operasyonlarından biri olan ‘Mini Gastrik Bypass’ emilim deformasyonu gerçekleştirdiği için ömür süresince minimum 2 mineral ve vitamin desteği gerektirmektedir.
* Hastane kalış zamanı biraz daha uzun olabilir.
* Komplikasyon olasılığı biraz daha fazladır çünkü karmaşık bir ameliyattır ve operasyon süresi anlamında daha uzundur.
* Diğerlerine göre daha yakın izleme gerektiren bir obezite ve metabolik cerrahi operasyonudur.
* Mini Gastrik Bypass’ta ‘Dumping Sendromu’na rastlanabilir.
* Kapalı ameliyat tekniği ile karın içinde görüntülenemeyen mide kısmı kalabilir.
* Bu ameliyat sonrasında barsaklar ile ilgili ülserlenme ya da tıkanma problemleri yaşanabilir.
Bursa Bariatrics’te Mini Gastrik Bypass ameliyatı sonrasındaki kontroller
Op.Dr.Ersoy Taşpınar ile Bursa Bariatric’te gerçekleştirilen MİNİ GASTRİK BYPASS ameliyatınızın sonrasında 10. günde ilk kontrolünüz yapılacaktır. Sonraki ilk ayın bitiminde genel bedensel durum ve ameliyatla ilgili komplikasyon kontrolü, varsa diyet problemleri incelenir ama kan tahlili yapılmaz.
İlerleyen süreçlerde, izleyen 3,6 ve 12. aylarda kliniğimiz tarafından aksi belirtilmedikçe, aşağıda listelenen tahlilleri ‘aç karnına sabah’ yaptırıldıktan sonra;
info@bursabariatric.com adresli e-postaya;
* İsim ve soyisim
* Kullanılmakta olan telefon ve e-posta bilgileri
* O günkü tartı ağırlığı ile birlikte göndermenizi rica ederiz.
Bursa Bariatric’e gönderdiğiniz verilerin incelenmesinin ardından, bize gönderdiğiniz adres üzerinden, 1-2 iş günü içerisinde sonuç bildirimi yapılacaktır, lütfen takipte kalınız.
KONTROL RANDEVULARI HAKKINDA
* Saat 14:00’ten sonra Bursa Bariatric kliniğinde kontrol randevuları gerçekleştirilir.
* E-posta adresi bulunmayan hastalarımı ‘whatsapp’ uygulamasını kullanabilirler.
* Danışanlarımız tahlillerini herhangi bir devlet kuruluşunda ya da özel sağlık kuruluşunda yaptırabilirler.
* Özel Medicana Bursa Hastanesi’nde ya da aşağıda listelenmiş anlaşmalı kurumlarda da indirimli olarak bu tetkikleri yaptırmak mümkündür.
* Bursa Bariatric Sağlık Hizmetleri: İş yerinizde ya da konutunuzda kan alma hizmetlerimiz bulunmaktadır.
Dünya çapında aşırı kilo tedavisinde kullanılan en güvenilir yöntemlerden biri TÜP MİDE ameliyatlarıdır. Türkiye’de de kullanılan bu yönteme, beslenme programı uygulamalarından, egzersiz çalışmalarından sonuç alınamadığında başvurulmaktadır.
Genel anestesiyle gerçekleştirilen bu operasyonları hem hekimler hem de hastalar tarafından yaygınlıkla tercih edilmektedir.
TÜP MİDE prosedürü, Vücut Kitle Endeksi 36 üzerinde olan bireylere uygulanır. Elbette, MİDE BOTOKSU ya da MİDE BALONU gibi cerrahi müdahalenin yer almadığı tedavi metotları da kullanılmaktadır ancak bu yöntemler bazen yetersiz kalabilir, işte bu noktada TÜP MİDE işlemleri devreye girer.
Bursa’da gerçekleştirdiği TÜP MİDE operasyonlarıyla isminden söz ettiren Medicana Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Ersoy Taşpınar , yıllardır süren çalışmalarında hem obezite cerrahisi alanında hem de cerrahi kullanılmayan işlemlerde elde edilen sonuçlar sayesinde bireylerin sağlıklı kilo verebilmelerine yardımcı olmaktadır.
Tanımında, mide hacminin küçültülerek kilo vermenin kolaylaştırılması ve bu işlemin genel anestezi altında yapıldığı bulunan TÜP MİDE operasyonu kapalı cerrahi işlem ile gerçekleştirilir.
Kapalı ameliyat yöntemi ile yapılarak iyileşme süreçlerinin kısaltılması ve ortaya çıkabilecek komplikasyonların en aza indirgenmesi sayesinde TÜP MİDE operasyonları birçok hekim tarafından önerilmektedir. Bu işlemler, hastanın bütün organları ve karın içi bölgesi HD görüntü ile ekrana yansıtan endoskopik kamera aracılığıyla, 1,3 santim uzunluğundaki kesiklerden (4-5 kesik) birinden karın içine girilerek gerçekleştirilir. Beklenmedik endikasyonlar oluştuğunda hekimler kolaylıkla kapalı yöntemden açık ameliyat yöntemine geçiş yapabilirler. Örneğin, kontrol edilemeyen kanamalar ya da endoskopik metotla dikilemeyecek organ zedelenmeleri gerçekleşirse açık yönteme dönülebilir. İstenmeyen durumlar ile karşılaşıldığında hastanın sağlığı açısından en doğru yönteme geçiş yapılır.
Obezite tedavisinde TÜP MİDE yönteminin uygulanmasında en önemli etken hastanın kilosu ve nekadar zamandır o kiloda kaldığıdır.
Bu noktada, ‘ne kadar kaldığı’ hususundaki önemli değişken, daha önce ameliyatsız yöntemlerin denenmesidir. Belirgin bir kilo seviyesinde olan bireyler hakkında bizim kliniğimizde geçerliliğini koruyan kriterler başka sağlık kuruluşlarında geçerli olamayabilir. TÜP MİDE tekniğinin gerçekleştirilebilmesi için hastaların bazı kriterlere uygun olması aranır. ‘VİK 40’ve üzeri hasta iseniz, ‘hastalık seviyesinde obez’ sayılırsınız ve obezite cerrahisi yapılacak hasta tanımlaması içine girersiniz. Boyunuzun kilonuza olan oranı ifadesiyle tanımlanan indeksiniz 35-40 birim arasında ise TÜP MİDE işlemine alınabilmeniz için, ek olarak bir başka hastalığınızın daha bulunması kriter olarak alınır. Bu işlem öncesinde yapılacak değerlendirmelerde kalp, akciğer problemleri, psikiyatrik vakalar, alkol ve uyuşturucu sorunları ameliyatı etkiler.
Tüp mide ameliatı süresi ortalaması 45 dakikalık bir süre olarak kaydedilen TÜP MİDE ameliyatları, hazırlık, anestezi işlemleri, ameliyattan sonra hastanın uyandırılması etkenleri hesaba katılınca toplamda 1,5 saati bulabilir.
Sadece ‘ameliyat’ kelimesi yeterince kaygı verici olabilir. Buna rağmen aşırı kilolarından kurtulmak isteyen herkes güvenilir hekimlere başvurabilir. Fazla kilolarından şikayetçi olan ama ameliyata girmek konusunda endişe duyan bireyler için ameliyat yapılmadan uygulanan aşırı kilo tedavi metotları önerilebilmektedir. Ancak buradaki en önemli husus hastaların gereken kriterlere uygun olmasıdır, tersi durumlarda TÜP MİDE ameliyatları kaçınılmaz seçenek olarak kalacaktır.
Bazı hastaların TÜP MİDE ameliyatlarından çekinmesinin temel nedeni olarak basından yayılan bazı yanlış ve abartılı haberler gösterilebilir. Aktüel olarak olumsuz haberlerin yaygınlaşması bu işlemin korkulacak bir teknik olduğu anlamına gelmez. Her operasyonda olduğu gibi TÜP MİDE işlemlerinde de bazı risklerden söz edilebilir fakat bu işlemler zannedildiği gibi karmaşık ve tehlikeli işlemler değildir. Yan etki oranı 3/1000 oranındadır. Operasyon anlamında ‘safra kesesi’ ameliyatı kadar basit olan TÜP MİDE prosedürlerinde de her ameliyatta beklendiği kadar iltihap ya da kaçak gibi gelişmeler yaşanabilir. Bu durumda bile, uzman hekimler tarafından takip edilen hasta, derhal müdahale edilip yine kapalı ameliyat yöntemleriyle sağlığına kavuşturulur.
Kendisini bu işlemden sonra ‘ince ve sağlıklı’ görmek isteyen danışanlar, sportif etkinliklerine mutlaka devam etmeli ve beslenme programına sadık kalmalıdır. Bu prosedür boyunca ve sonrasında danışanlar neyi elde etmek istediklerini kesinlikle hatırlamalıdır. Bu işlem için belirli süreçlerden geçen hasta fit beden ve mutlu bir yaşam için yaptığı fedakarlıkları unutmayarak eski diyet alışkanlıklarından uzak durmalıdır.
Hastalar TÜP MİDE işleminden sonra derhal ‘GASTRIC SLEEVE’ beslenme programına alınır. Bu program yağ açısından düşük oranlıdır ve endüstriyel şeker ürünleri bu programa dahil edilmez. Lif açısından zengin ve dengesi yerinde bir beslenme programını uygulayan hastalar ağırlığının aşağı yukarı yüzde 40’ını ameliyat sonrasındaki 5 ay içinde verir.
TÜP MİDE işleminden sonra hastalar şekeri az berrak sıvılı besin ile beslenir. Bu süreci izleyen zamanlarda protein açısından kuvvetli bir diyet desteği alınır (Protifar Ensure vb.). Takip eden süreçte 3 ile 5 hafta arasında püre formundaki besinlere geçilir. Eklenen diyette ise et ürünleri ve meyveler bulunur. İşlemlerin sonunda ameliyatın 4 ay ardından disiplinli bir beslenme programına geçilir. Hasta, 365 günlük süreçte kiloların önemli kısmından kurtulur. Sonraki 6 ay içinde ise hedeflenen ağırlığa rahatlıkla ulaşılabilir.
Türkiye’nin en deneyimli ekiplerinden birine önderlik eden Op.Dr.Ersoy Taşpınar, Obezite ve Metabolik Cerrahi alanında önemli çalışmalara imza atıyor.
Kliniğimize ulaşan hastalarımızın durumunu kapsamlı biçimde inceledikten sonra kendilerine en uygun tedavi yöntemini belirliyoruz. Tepeden tırnağa sağlık muayenesi olan hastanın tetkiklerini gördükten sonra, hastamızda oluşabilecek, operasyon sonrası komplikasyonları engellemiş oluyoruz.
Obezite hastası olarak tanımlanan hastalarımız için başka yöntemler ile kilo verdirme süreçleri tamamlanamamışsa mide ameliyatına yöneliriz. Pek çok yönden incelediğimiz hastamızın ameliyata uygun olduğuna karar veririz. Mesela hastamızın şeker hastalığı ve ya hipertansiyon problemi varsa ameliyat öncesinde bu problemlerle ilgili tedavi almasını sağlarız. Bunlara ek olarak tütün ve tütün ürünlerinin kullanımından, ameliyattan en az 14 gün önce, vazgeçilmesini sağlayarak hastamıza önemli bire sağlık faydası sağlarız.
Kalp damarlarında ‘stent’ ya da By-pass hikayesi varsa bu durumlar kardiyoloji uzmanı arkadaşlarımızla paylaşılmalıdır.
Bursa’da gerçekleştirdiği birçok metabolik cerrahi ve obezite operasyonu sayesinde hastalarının fit ve sağlıklı yaşamlara kavuşmasına destek olan Op.Dr. Ersoy Taşpınar tedavinin başından sonuna nitelikli sağlık hizmeti sunarak ülke çapında tanınmış bir hekimdir. Kapalı ameliyat yöntemini kullanarak TÜP MİDE işlemlerini gerçekleştirerek KALICI OBEZİTE’yi ortadan kaldıran Op.Dr. Ersoy Taşpınar yaşam kalitesini artıran hastaları ile sürekli görüşerek iyileşmenin ‘sürdürülebilir’ olmasını sağlamaktadır. Siz de daha sağlıklı bir yaşam sürmek ve obezite sorunlarından kurtulmak isterseniz Bursa Bariatric Obezite Cerrahı Op.Dr. Ersoy Taşpınar’dan randevu alabilirsiniz.
Aynalarla barışıp, sağlıklı yaşantınızın keyfini sürmeniz dileğiyle…
Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diabet ve aşırı kilo tedavisinde Özel Medicana Bursa Hastanesi bünyesinde, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr.Ersin Öztürk ve Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ersoy Taşpınar ile deneyimli ekipleri tarafından bu tedavinin gerçekleştirilmesi amacıyla çeşitli ameliyatlar yapılmaktadır.
Modern tıbbi tekniklerden biri olan mide kapasitesinin azaltılması (Mide Küçültme) ve bağırsak uzunluğunun azaltılması yöntemleriyle Obezite ile Diabet Cerrahisi ameliyatları da gerçekleştirilebilmektedir.
Öncesinde kapsamlı incelemelerin yapıldığı bu operasyonlar herkese uygulanamaz. Hasta şikayeti dikkate alınarak detaylı bir teşhis çalışması yapılır. Tanılama işlemlerinden sonra gereken cerrahi girişimler devreye alınır ve ardından gereken ameliyat prosedürleri işletilir.
Aşırı kilo ve şeker hastalığı tedavilerinde uygulanan bu cerrahi işlemler, 18 ile 60 yaş aralığındaki bireylere uygulanabilir. Bu işlemlerin öncesinde diyetisyen, dahiliye uzmanı ve psikologlardan oluşan bir ekip tarafından hastalarda tanılama çalışmaları yapılır.
Beden kitle indeksinin 40 üzerinde tespit edilmesi, altında olması durumunda da metabolik hastalıklara dair bulgunun varlığı değerlendirmelerin ana eksenini oluşturur. 18 yaşındaki hastalara uygulanmayan bu cerrahi tedavi yöntemi, 60 yaşının üzerinde bulunan hastalarda, bireyin fiziksel nitelikleri göz önünde bulundurularak yapılır.
Aşırı kilo ve mide hacminin azaltılması işlemleri her hastaya göre değişen bir süreçler zinciridir. Bireysel nitelikler ve hasta ihtiyaçları doğrultusunda yapılan bu ameliyatlardan önce hastalar bütün özellikleriyle incelenmelidir. Bu ameliyatlardan hastanın maksimum fayda sağlayacağına kanaat getirildikten sonra prosedür başlatılır. Operasyon bittikten sonra bireyin uyum sağlaması çok önemlidir. Bireylere, operasyon sonrasında karşılaşacakları yaşam şekli hakkında detaylı bilgilendirme yapılır ve operasyondan sonraki 1.5 ile 2 sene zarfında yüz yüze geleceği değişiklikler anlatılmalıdır. Bu noktada danışan ile hekimin karşılıklı olarak güven duyması elzemdir.
Tıbbi istatistiklere göre hastalar, Mide Küçültme işlemi sonrasında yaşanan ilk 6 aylık zaman zarfında, ameliyat öncesindeki kilolarının yarısını kaybetmektedir. Sonraki 6 ay içinde yine yüzde 50 oranında kilo kaybı yaşanır. Böylece bir yıl içinde toplam kilonun yüzde 75’i kaybedilir. Danışanların ideal kilolarına 1,5 sene içinde ulaşmaları öngörülür. Bu noktada en önemli husus, hastaların beslenme programına ne kadar sadık kaldığı ve korunma programını harfiyen uygulamasıdır. Kesinlikle 180 günlük ilk zaman zarfı en mühim olanıdır.
Cerrahi müdahale ile gerçekleştirilen aşırı kilo tedavisinde iki önemli hedef ve amaç vardır. Bunlardan ilki; midenin küçültülerek tüketilen besin miktarının otomatik olarak azaltıldığı ‘Kısıtlayıcı Ameliyatlar’dır. İkinci amaç ise bağırsakların kısaltılarak emilimin azaltılması için besin emiliminin düşük seviyelere çekilmesidir.
Obezite Cerrahisi, hormonal rahatsızlığı olmadığına kanaat getirilen ama halen kilo veremeyen ve bunların yanı sıra farklı tedavi metotlarına da cevap vermeyen hastalarda uygulanır. Aşırı kilodan muzdarip her hastaya bu cerrahi işlemler uygulanamayabilir.
Obez bireylerin ameliyatla tedavi edilebilmesi için bazı kıstaslar vardır. Hastanın yaşamsal tehlikesinin olmadığına kanaat getiren hekim bu kararı verebilir.
18-56 yaş aralığında bulunan, VKİ 40 üzerinde olan, kardiyoloji, gastroenteroloji, yüksek kolesterol, uyku apnesi sorunları yaşayan, hormon problemleri bulunan, madde ya da alkol iptilası olan hastalara uygulanmaz. Ayrıca 5 sene boyunca kronik obezite hastalığı bulunan hastalara da uygulanmaz. Hekimler, farklı tedavi yöntemleri ile sonuca ulaşamayan hastalarda obezite cerrahisi yöntemlerini uygularlar.
Son dönemde malum Korona virüs nedeniyle Obezite Cerrahisi olan kişilerden endişeli Mesajlar geliyor bana.
Obezite AmeliyatI sonrası ilk günlerde her ameliyat da olduğu gibi bağışıklık sistemi zayıflayabilir. Ancak bu aylarca sürmeyecektir. Sonuçta Obezite Ameliyatı olmuş kişiler hastalıklı ya da eksik değiller. Obezite Ameliyatı olmuş kişiler vitamin ve minerallerini düzenli aldığı sürece toplumdaki diğer kişilerden daha riskli olmayacaktır. Hatta obez olan kişiler daha da risk altındadır.
İngiltere’de yeni yayınlanan koruma klavuzuna göre risk altındaki kişiler;
Dünyanın 21. Yüzyılda karşılaştığı en büyük salgın olan Korona virüs’den en kısa sürede kurtulup sağlıklı günlerde görüşmek üzere